Yeni bir başlangıç: Özgür Yazılım A.Ş.

Her şey ilkbahar aylarında başladı. Hakan ve Erek’le giderek daha fazla projede beraber çalışmalar yürüttük. Çalışanlarımız yer yer birbirimizin işlerinde görev almaya başladı.

Sonunda parlak bir fikir ortaya attık: “Ortak bir özgür yazılım eğitim firması kursak ya”. Üçümüzün de eğitimlerini vermek istediği çeşitli alanlar vardı, bunların hepsi birleştirildiğinde geniş bir yelpaze ortaya çıkıyordu. Özgür yazılım alanında eğitim önemli bir açık. Üçümüz de çeşitli göç projelerinde çalıştığımız için, işin dönüp dolaşıp tıkandığı önemli bir noktanın eğitim olduğunun bilincindeydik.

Fikir üretme, kafa yorma, görüş alışverişinde bulunma aşamalarında farklı alanlarda yeni fikirler de ortaya çıktı bir sürü. O projeyi de ortak yapalım, bunu da ortak yapalım derken sonunda “yav biz niye tüm operasyonlarımızı birleştirmiyoruz ki?” dedik.

Elbette seneler boyunca kendi ayrı düzenleri içerisinde çalışmaya alışmış 3 şirketin çalışanlarını ve başta elebaşları olan bizleri “kafasına göre” hareket etmek yerine ortak üreteceğimiz bir kurum kültüründe çalışmaya alıştırmanın hiç kolay olmadığı bir gerçek. Malum, hepimizin ayrı bir yoğurt yiyişi var ve yoğurtlarımızı seviyoruz :)

Bir taraftan dostumuz Banu Önal’ın Lavamedya‘sı bizim için bir kurumsal kimlik çalışması yaptı. Çizilen birbirinden güzel logolardan birini beğenmek gerçekten zordu. Hatta “artan” logolardan birini o kadar beğendik ki, gelecek ürünlerimizden biri için şimdiden rezerve ettik.

Planlar, hesaplar, fikir alışverişleri derken Özgür Yazılım A.Ş.’nin resmen kurulması Ağustos ortasını buldu. Soluksuz bir çalışma başladı, hem de araya giren bayram tatilinin, zaten yorucu olan ilk kurulma koşturusunu çok zorlaştırmasına karşın.

İlk iş, ortak çalışacağımız yaşam alanını oluşturmak oldu. İş takip sistemimiz Redmine birkaç gün içinde devredeydi, 1.5 ay gibi kısa bir sürede 777. iş kaydını geride bıraktı. Alan adı, sürüm takip sistemi, e-posta sunucusu, jabber servisi derken mevcut yürüyen projeleri entegre etmeye başladık.

Elbette fiziksel ofisleri de oluşturmamız gerekti. Ankara’da Kızılay’da bir ofis tuttuk. Ofisi oluşturmak yordu bizi ama özellikle telefon/ADSL hatlarının bağlanması sırasında bizi sürüm sürüm süründüren Türk Telekom’dan özel olarak bahsetmesek ayıp olacak. Bir taraftan İstanbul’da da iki ofis Levent’te tek bir ofiste birleşti. Bu daha bir sancılıydı, ofis kapatmak beraberinde bir sürü resmi işlemi de getiriyor.

Sanırım en zoru, bir taraftan müşterileri ayazda bırakmadan çalışmaları yürütürken, bir taraftan da şirketi oluşturma işlerine koşturmak oldu. Bundan en büyük silleyi de web sitemiz yedi. Terzi kendi söküğünü dikemez misali, koşturudan 1 ay boyunca logomuz ve kısa bir tanıtım yazısı dışında sitede hiçbir bilgi yer almadı. Nihayet birkaç gün önce siteyi açmayı başardık — halihazırda hizmetini verdiğimiz ama içeriğini hazırlama fırsatını bulamadığımız ürünlerimizi sitenin bir sonraki sürümüne bırakarak…

Yeni şirketin benim en keyif aldığım tarafı, birçok güzel insanla daha omuz omuza çalışmak oldu. Hani bir şirket dediğini de içindeki insanlar oluşturuyor sonuçta. Pazartesi işbaşı yapacak Onur’la beraber “10 kişilik dev kadromuz” :) şimdilik tamamlanmış olacak.

Bir taraftan boş durmayıp, bu Cuma-Cumartesi yapılacak olan Özgür Web Teknolojileri Günleri 2011‘in de etkinlik sponsorlarından biri olduk. Üstelik ekipteki herkes konuşmacı olarak çeşitli özgür yazılım teknolojileri konusunda bilgi birikimi ve deneyimlerini paylaşıyor olacak.

Özetle… Bindik bir alamete, gidiyoruz güzel günlere :)