Kasım’da seminer başkadır :)

17 Kasım’da Tübitak/Pardus ekibinden Nihan Katipoğlu ve seminer talebinde bulunan Selim Demirtürk  ile birlikte Pardus tanıtımı için Bala Anadolu Lisesi’ne gittik. Hava dondurucu soğuk…Yollara kırağı düşmüş. Kızılay’dan çıktık yola. Bala, Ankara’nın merkezine arabayla yaklaşık 1 saat uzaklıkta bir ilçe. Otobüsle bu süre daha da uzuyor. Şehir merkezine uzak küçük ilçelerde yapılan etkinliklere katılım daha fazla oluyor. Çünkü uzak olmak alternatifleri azaltıyor. Bir ara arabayla giderken yanlış yoldan dönüp Kırşehir yoluna sapmış olsak da okula ulaştık sağ salim.

Çevre okullardan da gelen öğrencilerle birlikte katılım epey yoğundu. Okulun konferans salonu hıncahınç doluydu.  Dinleyenlerin hepsinin bilgisayar kullanmasına ve hepsinin evinde bilgisayarı olmasına rağmen kitle temel bilgisayar okur yazarı bile değildi. Dolayısıyla kullanacağım dili çok iyi seçmem gerekti. “Linux nedir?” sunumu ile başladım. Ama anlattıklarım onlara biraz uzak geldi. Ben de bazı bölümleri atlamaya karar verdim. Linux’u ilk kez duyan insanlar için Minix’ten bahsetmenin anlamı yoktu.

Özellikle Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri çok ilgiliydi. Alanlarının da bilgisayar olmasından kaynaklanıyor sanırım. O kadar ilgiliydiler ki bir ara arka tarafta mırıldanan Anadolu Lisesi öğrencilerine, “Sizi ilgilendirmiyor olabilir ama biz dinlemek için geldik buraya” diye çıkıştılar. Aslında o kadar öğretmenin bulunduğu bir salonda öğrencilerin birbirlerini kontrol etmesi hoşuma gitti. Seminerin ikinci oturumunda Pardus teknolojilerinden ve kurulumundan bahsettim. Konsol ısrarlarına rağmen GUI üzerindeki uygulamaları anlatmaya devam ettim. Pedagojik formasyon derslerinde anlatıldığı gibi öğrencilerin ilgilerini çekecek örnekler vermek katılımı arttırıyor. Bir ara Facebook’un PHP ile kodlandığını söyleyince herkesin dikkati üzerime çekiliverdi :) . Hatta Pardus üzerinde emesene’den bahsederken, bir öğretmen sanki yıllardır duymayı beklediği bir şeyi duyuyormuşçasına bir mimik takındı.

Seminer beklenen zamandan bir yarım saat daha uzun sürdü. Bazı öğrenciler servislerine yetişmek için kurulumun bir kısmına katılamadı. Kalanlarla devam ettik. Kurulum da bittikten sonra kalanlara Debian’ın bir aşk hikayesinden türediğini arkasından da GNU logosunun öküz başlı antilop olduğundan bahsedince kahkahalar yankılandı salonda. Bu sırada Selim Bey tedirgin bir biçimde “Pardus’un hikayesi güzel ama” deyince, seminerin bitme vaktinin geldiğini anladım.

Öğrencilerle olmak güzel…Keza bir şeyler anlatmak da.